Dünyanın tüm bölgelerinde olağandışı yüksek sıcaklıklar bekleniyor

-
Aa
+
a
a
a
Gezegenin Geleceği: 04 Haziran 2026
 

Gezegenin Geleceği: 04 Haziran 2026

podcast servisi: iTunes / RSS

Sevgili dinleyiciler, bugün 4 Haziran 2026 Perşembe. Sizlerle El Niño'nun yaklaşan dönüşüne dair BM uyarısını, Amazon'un tartışmalı otobanını, küresel CO2 gideriminin açığını, Fransa'nın son orca kaosunu, Türkiye'de fosil yakıt kırılganlığını, Avrupa'nın plastik çöpüne dönüşen sıfır atık söylemini ve enerji dönüşümünün omurgası elektrifikasyonu ele alacağız.

Dünya Meteoroloji Örgütü, El Niño'nun bu yıl Eylül ayından önce ortaya çıkma olasılığının %80, Kasım öncesinde ise %90 olduğunu açıkladı. Örgüt, okyanus ve atmosfer verileriyle uyumlu bu tablonun en az orta şiddette, hatta güçlü bir olay doğurabileceğini belirtti; 2023-2024'ün kayıtlardaki en güçlü beş El Niño arasında yer aldığını anımsatalım. BM Genel Sekreteri António Guterres, bu uyarıyı acil bir iklim sinyali olarak değerlendirdi; El Niño koşullarının fosil yakıt kaynaklı küresel ısınmanın ateşine körükle gideceğini söyledi. WMO önümüzdeki aylarda dünyanın neredeyse tüm bölgelerinde olağandışı yüksek sıcaklıklar beklediğini açıkladı; 2030'a kadar kayıtlardaki en sıcak yılın yaşanması neredeyse kesin. Erken uyarı sistemleri hayat kurtarmaya devam ediyor; ancak başlıca bağışçı ülkelerin bütçe kesintileri bu sistemlerin finansmanını daraltıyor.

Amazon'da tartışmalı bir otoban haberi var. Brezilya hükümeti, 1976'dan bu yana büyük ölçüde asfaltlanmamış duran BR-319 karayoluna 75 milyon dolar yatırım yapacağını açıkladı. Amazonas ile Rondonia eyaletlerini birbirine bağlayan yaklaşık 885 kilometrelik bu yol için Lula hükümeti bir çevre koruma planı da sundu. Ancak çevre örgütleri kaygılarını dile getirmekte gecikmedi. Tarihsel veriler Amazon'a uzanan her yeni yolun ormansızlaşmayı hızlandırdığını gösteriyor; yol açıldıktan sonra yasa dışı kesim ve yerleşim baskısının hızla arttığı bölgede bu örüntü defalarca yaşandı. Amazon ise küresel iklim sisteminin düzenlenmesinde kritik rol oynuyor.

Yine Carbon Brief'in haberinde küresel karbondioksit giderimi gündemde. Yeni bir rapora göre bu giderimin 2050 yılına kadar dört kat artması gerekiyor; aksi hâlde küresel ısınmayı 1,5 °C ile sınırlandırmak mümkün olmayacak. Ormanların korunması ve yeniden tesisi, doğal süreçler ve biyoenerji ile karbon yakalama teknolojileri birlikte değerlendirildiğinde, mevcut kapasite bu hedefe çok uzak kalıyor. Rapor, emisyon azaltma taahhütleri ile uygulamadaki gerçeklik arasındaki derin açığı bir kez daha gözler önüne seriyor. Yalnızca emisyon kesintileri hedef için yetmeyecek; giderim kapasitesi de mutlaka artırılmalı.

Biyoçeşitlilik alanında farklı bir gündem: Fransa, son tutsaklık denizel memelilerini, inşa hâlindeki Kanada sığınağı hazır olana kadar beklemek yerine İspanya'daki bir eğlence parkına göndermeye karar verdi. Anne orka Wikie ile oğlu Keijo tüm yaşamlarını Fransa'nın kapalı Marineland Antibes parkında geçirdiler; ikisi de Tenerife'deki Loro Parque'a taşınacak. Hayvan hakları örgütleri bu kararın Fransa'nın 2021 tarihli denizel memeli tutsaklık yasasının ruhunu zedelediğini söylüyor; dünyada on dört ülke benzer yasakları hayata geçirmiş olmasına rağmen uygulama hâlâ kırılgan. Dünya genelinde yaklaşık 3.700 denizel memeli hâlâ beton tanklarda yaşıyor.

Türkiye'ye gelecek olursak, iklim alanında çalışan 16 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı, 8 Haziran'da Bonn'da başlayacak COP31 hazırlık görüşmeleri öncesinde düzenlediği basın toplantısında fosil yakıt ısrarının Türkiye'yi hem iklim krizi hem de enerji güvenliği bakımından giderek daha kırılgan hale getirdiğini vurguladı. Türkiye'nin elektriğinin yaklaşık yüzde 34'ü kömürden üretiliyor; kömürün yüzde 60'ı ise ithalatla karşılanıyor. İklim Ağı kömürden adil çıkış için net bir takvim açıklanmasını ve Afşin-Elbistan A Termik Santrali'ne planlanan yeni ünite projelerinin iptal edilmesini talep etti. Projenin çevresel etki değerlendirmesi iptali davası 11 Haziran'da görülecek.

Yine İklim Haber'de Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir çevre adaleti haberi var. Greenpeace Türkiye'nin yayımladığı politika bilgi notuna göre 2025 yılında Avrupa Birliği plastik atık ihracatı %19 artışla 503 bin tona ulaştı ve Türkiye bu atığın açık ara en büyük alıcısı oldu. 2004'ten bu yana 435 kat artış yaşandı. Bilgi notu, ülkenin Sıfır Atık söylemi ile sahadaki gerçeklik arasındaki derin çelişkiyi ortaya koyuyor. Greenpeace plastik ithalatına istisnasız yasak, yeni petrokimya yatırımlarına moratoryum ve COP31 müzakerelerinde plastik üretimine bağlayıcı sınırlar talep ediyor.

Programımızın son haberi enerji dönüşümünde atılması gereken adımlarla ilgili. Bugün küresel nihai enerji tüketiminin yalnızca %21'i elektrikten sağlanıyor; geriye kalan %79 hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanıyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi'nin analizine göre bu oranın 2050'ye kadar yaklaşık yüzde 50'ye çıkarılması gerekiyor. Türkiye'de şu an yüzde 20 olan elektrifikasyon oranı için Ulusal Enerji Planı 2035 yılı %25 hedefini koyuyor; oysa SHURA net sıfır hedefiyle uyumlu dönüşüm için bu rakamın en az %30 olması gerektiğini hesaplıyor. Ulaşımda elektrikli araçlar, sanayide elektrikli ısıtma ve binalarda ısı pompaları bu dönüşümün temel unsurlarıdır. COP31, elektrifikasyon gündemini uluslararası arenaya taşımak ve Türkiye'nin iklim liderliğini somutlaştırmak için bir fırsat sunuyor.