Sizlerle Dünya Turbalık Günü'nde gündeme gelen Kongo Havzası'nın dev karbon deposunu, Küresel Çevre Fonu'nun 144 milyon dolarlık yeni iklim finansmanını, Birmingham Üniversitesi'nde geliştirilen hidrojen üretim yöntemini, İsveç'in vaşaklarını korumakta zorlanan programı, Türkiye Çevre Haftası'nı, İzmir'deki orman yasağını ve Akbelen direnişçisi Esra Işık'ın yurt dışı yasağının kaldırılmasını ele alacağız.
İlk durağımız küresel iklim mücadelesinin en az bilinen kahramanlarından turbalıklar. Mongabay, Dünya Turbalık Günü'nde Afrika'nın Kongo Havzası'ndaki Cuvette Centrale'nin dünyanın en büyük tropikal turbalık kompleksi olduğunu hatırlattı. İngiltere ile Galler büyüklüğündeki bu alan, yaklaşık yüz altmış yedi bin kilometrekare yüzölçümüne sahip ve yaklaşık otuz milyar metrik ton karbon barındırıyor. Yalnızca on yıl önce haritalandırılan bölgede yapılan son araştırmalar, bazı göllerin iki bin ile üç bin beş yüz yıl yaşındaki kadim karbonu salıvermeye başladığını gösteriyor. Eğer Cuvette Centrale'deki turbanın tamamı yansaydı, atmosfere Birleşik Devletler'in yirmi yıllık karbon emisyonuna eşit miktarda sera gazı eklenirdi. Turbalıkların korunması, küresel iklim hedeflerinin yaklaşık beşte birini doğrudan etkileyebiliyor; ancak bölge halen petrol arama lisanslarına açık tutuluyor.
Sırada iklim finansmanı var. Carbon Pulse'a göre Küresel Çevre Fonu, dünya genelinde on altı iklim ve doğa pozitif proje için 144,3 milyon dolarlık yeni hibe onayladı. Fon, sekiz yüz yirmi sekiz milyon doları aşan bir ek finansmanı harekete geçirecek yatırımları destekleyecek. Projeler; kalkınmakta olan ülkelerde biyoçeşitlilik koruma, iklime uyum, sürdürülebilir tarım ve karbon azaltımı alanlarına odaklanıyor. Latin Amerika, Sahra altı Afrika ve Güneydoğu Asya'da yürütülecek programlar arasında ormansızlaşma izleme, mercan resifi onarımı ve küçük ölçekli yenilenebilir enerji ağları yer alıyor. Küresel Çevre Fonu bu yıl onaylanan en büyük çoklu odaklı paketlerinden birini hayata geçirmiş oluyor.
Üçüncü haberimiz bilim dünyasından. Birmingham Üniversitesi araştırmacıları, temiz yakıt olarak değerlendirilen hidrojeni daha ucuz ve kolay üretebilecek yeni bir yöntem geliştirdi. Geleneksel elektroliz süreçlerine kıyasla yöntem, üretim maliyetini önemli ölçüde düşürebilecek bir verimliliğe sahip. Hidrojen; çelik, gübre ve uzun mesafe taşımacılık gibi karbonsuzlaştırması en güç sektörlerde fosil yakıtların yerini alabilecek temel seçenek olarak öne çıkıyor. Üniversite ekibi, ölçeklendirme çalışmalarının önümüzdeki yıl başlayabileceğini açıkladı; sanayi ölçeğinde sınama için kamu ve özel sektörden ortak arayışına başlandı. Bu tür yenilikler, uluslararası iklim taahhütlerinin pratikte hayata geçirilmesinde belirleyici olabilir.
Dördüncü haberimiz biyoçeşitlilikten. İsveç'in nesli tükenme tehlikesindeki vaşaklarını kurtarmaya yardım eden dünyaca tanınmış bir koruma programının finansmanı durağanlaştı; yerel toplulukların güveni de azalıyor. Program; tarımcılar, avcılar ve sivil toplum işbirliğiyle yıllarca işledi. Skandinavya genelinde tahminen iki bin civarında vaşak yaşadığı ve bu sayının 2025'in son üç yılında yaklaşık yüzde on iki azaldığı bildiriliyor. Yeni bütçe açığı, ekibin saha ekiplerini ve genetik izleme çalışmalarını kısmasına yol açabilir. Uzmanlar, "İsveç modeli" olarak anılan başarılı yaklaşımın küresel koruma çalışmalarına örnek oluşturduğunu, bu nedenle finansmanın acilen yenilenmesi gerektiğini söylüyor. Program kapatılırsa kazanılmış genetik veri tabanı da risk altına girecek.
Türkiye'ye gelecek olursak, bu hafta 1-7 Haziran Çevre Haftası "Dünya Bize Emanet" temasıyla kutlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda 4-7 Haziran tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı'nda Sıfır Atık Festivali düzenleniyor. Etkinlikte kullanılan tüm elektrik, belgelendirilmiş şekilde yüzde yüz yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak; festival bu özelliğiyle dünyada bir ilk niteliği taşıyor. "Antalya Yolunda: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık" başlıklı forum 5-7 Haziran'da yapılacak. 81 ilde gerçekleştirilecek çevre yürüyüşleri de hafta boyunca sürecek.
Cumhuriyet'in haberine göre, İzmir Valiliği yaz aylarında artan orman yangını riskine karşı il genelindeki ormanlık alanlara girişin 1 Haziran ile 31 Ekim arasında yasaklandığını duyurdu. Karar; piknik, mangal, sigara izmariti ve cam atıklarından kaynaklanan yangın tehlikelerini düşürmeyi amaçlıyor. 2025 yılında Türkiye genelinde üç binin üzerinde orman yangını yaşanmış, on binlerce hektar alan zarar görmüştü. Erken önlem uygulamalarının yangın mevsiminin başında devreye alınması, hasarın boyutunu sınırlamak için kritik görülüyor. Benzer kararlar Akdeniz ve Ege illerinde de gündemde.
Programımızın son haberi Akbelen'den. Yine Cumhuriyet'e göre, Muğla Akbelen Ormanı direnişinde tanınan çevre savunucusu Esra Işık'ın yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı. Karar, Işık'ın kırk iki günlük tutukluluk sonrası tahliye edilmesinin ardından geldi. Çevre savunucularının yargısal süreçlerde maruz kaldığı kısıtlamaların kaldırılması, ekoloji mücadelesindeki sivil özgürlükler ve uluslararası dayanışma açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Akbelen direnişi, kömürlü termik santral için ormanlara dokunulmasına karşı yıllardır süren bir halk hareketi. Köylülerin, çevre derneklerinin ve hukuk savunucularının yürüttüğü mücadele; ÇED iptal davaları, acele kamulaştırma itirazları ve sahada yürütülen nöbetlerle ilerliyor.


