Amerika'yı Kurtarma Mücadelesi

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

ICE'nin hak ihlallerine ve keyfi uygulamalarına karşı sokaklarda süren direniş, polis devletinin kalıcı hale gelmesini önleme mücadelesinin en ön saflarında yer alıyor.

""
ICE ABD / İllustrasyon: Mr. Fish

NEWARK, N.J. — En kötüsü, vardiyalarının sonunda otoparkı doldurup Delaney Hall'un kapıları önündeki protestocuların üzerine beyzbol sopaları ve coplarla saldıran Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlileri ve özel şirket çalışanları değildir; en kötüsü, içeride tutulan insanlara uygulanan sadizmi protestocuların üzerine de salmalarıdır.

En kötüsü negöz yaşartıcı gazlar, ne şok tabancaları, ne biber gazı, ne de onlarca kişinin gözaltına alınmasıdır.

En kötüsü, dayaklar ya da New Jersey Eyalet Polisi ve Newark polisinin başlarının üzerine kaldırıp insanların bedenlerine hızla indirerek ağır yaralar açtıkları çevik kuvvet kalkanları değil.

En kötüsü çocukları izlemektir.

Delaney Hall'dan ayrılırken hıçkırıklara boğulan, gözyaşları içinde annelerine, babalarına, kız ya da erkek kardeşlerine veda eden çocuklar... Onlar ki kendilerini okula götüren, futbol maçlarında onları destekleyen, güzel ve yetenekli olduklarını söyleyen; kendilerine bir gelecek sağlayabilmek için gün doğmadan kalkıp ağır ve düşük ücretli işlerde çalışan; sevginin giderek azaldığı bir dünyada onları seven insanlardır.

New Jersey'deki en büyük ICE gözaltı merkezi olan Delaney Hall'un bir sokak ötesinde, tel örgülerin dibinde Basher adını kullanan bir protestocuyla oturuyorum. Kırk bir yaşında. Gür siyah bir sakalı var. Tırnakları kirli. Ellerinde polisle yaşadığı çatışmalardan kalma izler bulunuyor. Başına yeşil bir kefiye sarmış. Karşı tarafta yer alan devasa Passaic Valley Kanalizasyon Arıtma Tesisi'nin ağır kokusu havayı kaplıyor. Söz konusu çocuklar olduğunda, acımasızlığı kurumsallaştıran bir ülkenin anne ve babalarından kopardığı çocuklar söz konusu olduğunda, Basher bile durup nefesini toparlamak zorunda kalıyor. Yaşananlara dayanmak çok zor.

Delaney Hall'da yaşanan vahşet, aslında sadece bir ısınma turu. ICE gözaltı merkezinin içinde şeytanlaştırılan insanlara ve dışında sokaklarda hedef gösterilenlere saldıran zorba gruplar, geri kalanımız için hazırlanıyor. Özel bir cezaevi şirketi olan GEO Group tarafından işletilen Delaney Hall, haklarımızdan mahrum bırakılacağımız bir dünyanın taslağını sunuyor: Keyfi biçimde hapsedildiğimiz ve işkence gördüğümüz; yeterli sağlık hizmetine erişemediğimiz; kurtlarla ve sinek larvalarıyla dolu, bozulmuş, son kullanma tarihi geçmiş ve küflenmiş yiyeceklerle beslenmeye zorlandığımız; kirli su içip kirletilmiş havayı soluduğumuz; yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalıştırıldığımız bir dünyanın. Delaney Hall'daki tutuklular için bu ücret günde yalnızca bir dolar.

Delaney Hall'da tutulan yaklaşık 600 kişinin 300 kadarı — aralarında gençler, yaşlılar ve hamile kadınların da bulunduğu tutuklular — 22 Mayıs'ta açlık grevi ve iş bırakma eylemi başlattı.

ICE ve GEO Group görevlileri ise bekleneceği gibi karşılık verdi. Grevcileri dövdüler. Hücrelerin havalandırma menfezlerini kapatarak içeriye göz yaşartıcı gaz ve biber gazı attılar. Grevin öncüsü olduklarından şüphelenilen kişileri kelepçeleyip bilinmeyen yerlere götürdüler ya da onları "ceza birimleri" olarak adlandırılan tecrit bölümlerine kapattılar. Tutukluların aşırı sıcak ya da aşırı soğuğa maruz kalması için ısıtma ve soğutma sistemleriyle oynadılar. Telefon ve internet erişimini kestiler, ziyaret haklarını askıya aldılar. Kadınlara yönelik cinsel tacizde bulundular.

31 Mayıs'ta Delaney Hall'da tutulan 56 kişi dördüncü kamuoyu mektuplarını yayınladı. Mektup, çizgili bir kâğıda İspanyolca el yazısıyla kaleme alınmıştı:

"Bu hapishanedeki koşullar, insanların bu kadar uzun süre maruz kalabileceği koşullar değil: tıbbi ihmal, içilmeye uygun olmayan su, son kullanım tarihi geçmiş ve kötü durumdaki yiyecekler, kullanılamaz haldeki tuvaletler ve bugüne kadar hiç bakımı yapılmamış havalandırma sistemleri nedeniyle sürekli hastalanıyoruz," deniliyor son mektupta. "Özgürlük, adil bir yargılama ve haklarımıza saygı gösterilmesini talep ediyoruz. İmdat."

Geçen yılın 24 Temmuz günü, sabah yaklaşık 06.45'te, ICE araçları evimden üç sokak ötede 15 Guatemalalı işçiyi taşıyan bir minibüsün önünü kesti. İspanyolca konuşabildiğim ve aileleri hedef alınma korkusuyla onları ziyaret edemediği için, New Jersey'nin Elizabeth kentindeki ICE gözaltı merkezine gidip bu kişilerle görüştüm. Bana, derhal sınır dışı edilmeyi kabul ettiklerine dair belgeleri imzalamamaları halinde uzun hapis cezalarıyla tehdit edildiklerini, bunun ardından da kesin olarak sınır dışı edileceklerinin söylendiğini anlattılar. Belgeleri imzaladılar. Benim görevim ise ailelerine, sevdiklerinin artık eve dönmeyeceklerini haber vermekti.

The Guardian'ın resmi kayıtlar üzerinde yaptığı bir incelemeye göre, Trump'ın ikinci başkanlık döneminin ilk yedi ayında en az 27 bin çocuğun ebeveyni gözaltına alındı. Bu çocukların 12 bini ABD vatandaşıydı.

Bu insanlar benim komşularımdı. Çocukları, benim çocuklarımla aynı liseye gidiyordu. Anne ve babaların — çoğu zaman işyerlerinde, göçmenlik duruşmalarında ya da ICE'ye düzenli olarak gidip imza vermeleri gereken randevular sırasında — alıkonulup götürülmesi, yalnızca bu ailelerin çocuklarında değil, bütün toplumda travma yaratıyor. Lisedeki her çocuk, bir gün kendi anne ve babasının da alınıp ortadan kaybolup kaybolmayacağını düşünüyor. Her çocuk, arkadaşlarına bu kadar büyük bir acımasızlığın nasıl reva görülebildiğini sorguluyor. Her çocuk, nasıl bir ülkede yaşadığımızı merak ediyor.

Devlet ve onun yankı odası gibi çalışan medya organları, Delaney Hall'da tutulan insanların “suçlu”, hatta “suçluların en kötüsü” olduğuna kamuoyunu inandırmak için ellerinden geleni yapıyor.

Ancak, Syracuse Üniversitesi'nde yardımcı araştırma profesörü ve göç verileri ile politikaları uzmanı olan Austin Kocher tarafından yapılan ICE verileri incelemesi, bu söylemin gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor.

Kocher'ın incelemesine göre, Delaney Hall'da tutulan göçmenlerin yüzde 88'i herhangi bir suçtan hüküm giymemiş durumda. Yüzde 70'inden fazlasının ise hiçbir sabıka kaydı bulunmuyor. Suç hükmü bulunanların neredeyse tamamı da düşük düzeyli suçlardan mahkûm edilmiş kişilerden oluşuyor.

Her gün Delaney Hall'un kapılarından dışarı taşan, denetimden uzak paramiliter güçler hiçbir hesap vermiyor. Yasaları hiçe sayıyorlar. Onlar, şekillenmekte olan polis devletinin şeytani temelini oluşturuyor. Newark'ın bu küçük bölgesinde insanlara yaşattıkları korku ve dehşet, çok geçmeden hepimize yöneltilecek.

ICE görevlileri, Delaney Hall önünde protestocularla karşı karşıya geliyor. / Fotoğraf: Adam Gray/Getty Images

Delaney Hall önünde ICE görevlilerinin biber gazına maruz bıraktığı New Jersey Senatörü Andy Kim ile New Jersey Valisi Mikie Sherrill'in tesise girişine izin verilmedi. Kim, daha sonra İç Güvenlik yetkilisi Markwayne Mullin'e yaptığı başvurunun ardından tesisi kısa bir süreliğine gezebildi, ancak gözaltındaki kişilerden hiçbiriyle konuşmasına izin verilmedi. Kent ve eyalet sağlık müfettişlerinin de ICE gözaltı merkezine tam erişim sağlamaları engellendi.

Mesaj açık: İstediğimiz her türlü ihlali, hiçbir yaptırımla karşılaşmadan gerçekleştireceğiz.

Cumartesi öğleden sonra, yaklaşık bir düzine protestocunun tesisin araç çıkışını engellemesinin ardından, savaş teçhizatı ve yüzlerini kapatan maskeler giyen ICE görevlileri protestocuların üzerine biber gazı atan silahlar, biber spreyi ve elektroşok tabancaları ile yürüdü.

“Geri çekilin! Geri gidin!” diye bağırıyor, bir yandan da protestocuların üzerine yoğun biber gazı sıkıyorlardı.

Tesisten çıkan araçlar en az bir protestocuya çarptı.

Saat yaklaşık 22.00'ye geldiğinde, yaklaşık 100 protestocu tesisin giriş ve çıkışlarını kapatmak amacıyla kumla doldurulmuş varillerden bir barikat kurmuştu. Bunun üzerine çok sayıda ICE görevlisi, GEO Group güvenlik görevlisi ve Newark polisi bölgeye sevk edildi; protestocular yüzlerce metre boyunca sokak boyunca geri püskürtüldü.

Polis, protestocuların solunum maskeleri ve koruyucu gözlükler de dâhil olmak üzere koruyucu ekipman kullanmasını yasakladığını duyurdu. Oysa Delaney Hall, yoğun hava ve su kirliliğiyle bilinen ve “Kimyasal Koridor” olarak adlandırılan bir sanayi bölgesinde bulunuyor.

Delaney Hall'daki mücadele sona ermiş değil. Bu mücadele yalnızca adalet için, komşularımızın hakları için, herkesin onur ve saygıyla muamele gördüğü bir dünya için, anne ve babalarından asla koparılmaması gereken çocuklar için verilen bir mücadele değil; aynı zamanda ülkemizi hızla yükselen faşizmden kurtarma mücadelesidir.

Bu mücadeleye şimdi katılın.

Çok yakında artık çok geç olabilir.


* Chris Hedges'ın 'The Fight to Save America' adlı makalesi Nil Kayarlar Sarrafoğlu tarafından çevrilmiştir.